
Sinan Ateş, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı, 30 Aralık 2022 tarihinde Ankara’nın Gazi Mahallesi yakınlarında silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybetti. Olay, ülkedeki siyasi kutuplaşmanın en üst seviyeye çıkmasıyla birlikte geniş yankı buldu ve uzun süren bir soruşturmanın ardından bir dizi tutuklama gerçekleştirildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davada verilen mahkûmiyet ve beraat kararlarını onanmasını talep eden detaylı bir tebliğname sundu. Tebliğnamede, sanıkların tasarlayarak öldürme ve azmettirme suçlarından almış oldukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının hukuka uygun olduğu vurgulandı. Ayrıca, “tasarlayarak öldürmeye yardım” suçundan hüküm giymiş bazı sanıkların da ceza kararlarının yerinde olduğu belirtildi.
Sanıklar arasında Eray Özyağcı, Suat Kurt ve Vedat Balkaya, Sinan Ateş’i tasarlayarak öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ise azmettirme suçundan aynı şekilde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Diğer yandan, Aşkın Mert Gelenbey, Mustafa Uzunlar, Emre Yüksel ve Murat Can Çolak “tasarlayarak öldürmeye yardım” suçundan hapis cezasına çarptırıldı; bu kararların da “esastan reddi” ile onanması istendi.
Mahkûmiyet kararlarının ardından savunma avukatları, dosyanın usul ve delil bakımından eksik olduğuna dair itirazda bulundu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi bu itirazı reddetti ve dosya Yargıtay’a yönlendirildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tebliğnamede belirtilen hususları değerlendirerek nihai kararı verecek.
Bu gelişme, hem siyasi çevrelerde hem de hukuk camiasında yoğun bir tartışma başlattı. “Adaletin yerini bulması, toplumsal barış için kritik” diyen hukuk uzmanları, sürecin şeffaf yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Öte yandan, bazı siyasetçiler, davanın “siyasi amaçlı kullanılmaması” gerektiğini vurgulayarak, bağımsız yargılamanın sürdürülmesini talep etti.