
BiGG (Bireysel Genç Girişim) Yatırım Programı, 2026‑2028 döneminde hibe yerine doğrudan sermaye yatırımı sunarak erken aşama teknoloji girişimlerinin finansman ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor. Program, 1812 BiGG Yatırım Programı adıyla TÜBİTAK tarafından yürütülüyor ve devletin yatırımcı rolünü üstlenmesiyle girişimciler için risk payını azaltıyor.
Yeditepe Üniversitesi Venture Stüdyosu, bu programın uygulayıcı kuruluşu olarak seçildi ve yatırım gücünü üretim‑odaklı bir model ile birleştiriyor. Stüdyo, fikir aşamasından ürün‑pazar uyumuna kadar tüm süreçte akademisyen, öğrenci ve girişimci adaylarını bir araya getirerek “startup” ekosistemine bütünsel bir destek sağlıyor.

Program kapsamında başarılı bulunan projelere 900 bin TL’ye kadar doğrudan yatırım yapılırken, çevre, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde bu tutar 1,5 milyon TL’ye kadar çıkabiliyor. Yatırım karşılığında TÜBİTAK, kurulan şirkete ortaklık hakkı elde ediyor ve girişimin büyüme sürecinde stratejik bir pay sahibi oluyor.
Başvuru yapabilenler arasında üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, yüksek lisans ve doktora adayları bulunuyor; şirket sahibi olma şartı aranmıyor. Seçilen girişimler “Mükemmeliyet Mührü” alarak ücretsiz ofis alanı, laboratuvar ve teknik altyapı, şirket kuruluşu ve fikri hak danışmanlığı, pazar analizi ve mentörlük gibi kapsamlı hizmetlerden yararlanıyor. Ayrıca, Yeditepe’nin mühendislik ve AR‑GE laboratuvarları, uluslararası araştırma merkezleri, hastane altyapısı ve TTO işbirlikleri sayesinde geniş bir ekosisteme erişim sağlanıyor.
Yeditepe Üniversitesi Araştırma Geliştirme ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, “Bu işbirliği sayesinde gençler iş arayan değil iş kuran bireylere dönüşüyor” diyerek programın Türkiye’nin sağlık ve teknoloji dışa bağımlılığını azaltma hedefini vurguladı. Bayat, “Yeditepe’nin güçlü bilimsel altyapısı ve Venture Stüdyo modeli, bilgi birikimini laboratuvardan pazara taşıyarak hem yerel hem de uluslararası arenada rekabetçi girişimler yaratacak” şeklinde konuştu.
Bu yeni model, Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin olgunlaşması ve küresel pazarlara açılabilecek yenilikçi start‑upların doğması açısından kritik bir adım olarak görülüyor.