
Yemen’de Husiler, İsrail’in 28 Ağustos’ta Sana’ya düzenlediği saldırıda, yönetimleri altındaki hükümetin Başbakanı Ahmet Galib er-Rehavi ile beraberindeki bazı bakanların hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırıda toplantıdaki bazı kişilerin yaralı olarak kurtulduğu ve tedavilerinin sürdüğü belirtildi.

İsrail’den yapılan açıklamada ise perşembe günkü hava saldırısında Başkanlık yerleşkesinin ve Husilerin liderlik kadrosunun hedef alındığı belirtildi. Bu saldırı, Yemen’de Husiler ile İsrail arasındaki çatışmaların t escalationını temsil ediyor.
Bu olay, Yemen’de devam eden iç savaşın karmaşıklığını ve bölgesel etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Husiler, Yemen’de İran’ın desteklediği bir güç olarak biliniyor ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleriyle çatışıyor. İsrail’in doğrudan müdahil olması, çatışmaların daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Benzer olaylar, geçmişte de yaşanmıştı. 2019 yılında, Suudi Arabistan’ın Abha Havalimanı’na düzenlenen saldırıda, Yemenli Husilerin sorumlu olduğu iddia edilmişti. Bu tür saldırılar, Yemen’deki iç savaşın bölgesel güvenlik dinamiklerini nasıl etkileyebileceğini gösteriyor.
Yemen’de Husilerin üst düzey yöneticilerinin öldürülmesi, örgütün operasyonel yetenekleri ve stratejik planlaması üzerinde önemli bir etki yaratabilir. Ancak, Husilerin bölgedeki diğer destekçileri ve müttefikleri ile ilişkileri, örgütün gelecekteki faaliyetlerini belirlemede kritik bir faktör olacaktır.
Bu gelişmelerin ardından, uluslararası toplumun dikkatı bir kez daha Yemen’deki krize ve bölgesel güvenliğe çekildi. Diplomatik çabaların artması ve kalıcı bir barışın sağlanması, bölgedeki gerilimi azaltmak için hayati önem taşıyor.