
İstanbul’da bebekleri kendi anlaşmalı oldukları hastanelere yönlendirerek haksız kazanç sağlayan ve bu süreçte ihmali davranışlar nedeniyle ölümle sonuçlanmasına neden olan “Yenidoğan Çetesi”nin yöneticileri ve üyeleri, uzun süredir yürütülen bir ceza davası kapsamında yargılanıyor. İlk dosyalar ayrı ayrı açılmışken, savcılığın son kararlarıyla bu dosyalar birleştirilerek sanık sayısı 61’e çıkarıldı. Bu durum, davanın kapsamının ve ağırlığının artmasına işaret ediyor.
Geçtiğimiz hafta hazırlanan iddianamede, çete lideri olduğu iddia edilen Dr. Fırat Sarı ve onunla birlikte hareket ettiği belirlenen şahıslara yönelik yeni suçlamalar eklendi. Bu eklemeler, toplam sanık sayısını 57’ye yükseltmişti. Ancak, 11 Şubat 2025 tarihinde tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar eden İlker Gönen (örgüt yöneticisi) sonrasındaki gelişmeler, yeni bir dosyanın ana dava ile birleştirilmesine yol açtı ve bu süreçte 4 yeni kişi daha eklenerek toplam sayı 61 oldu.
Bugün Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki konferans salonunda gerçekleşen duruşmada, tutuklu 13 sanıktan 7’si hâlâ mahkeme önünde savunma yaptı. Duruşma, 11.00’de kimlik tespiti ve sanıkların savunmasıyla başladı. Tutuksuz sanıklar, davanın tarafları ve avukatlar da salonda hazır bulundu. Ayrıca, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla sanal ortamda duruşmaya katıldı.
Duruşma sırasında dosyaya eklenen yeni evraklarda, iki ayrı davanın ana dava ile birleştirildiği ve bu sayede sanık sayısının 61’e çıktığı belirtildi. Yeni hazırlanan iddianameler şu suçlamaları içeriyor:
Bu yeni suçlamalar, çetenin faaliyetlerinin sadece sağlık sektörüne özgü kalmadığını, aynı zamanda belge sahteciliği ve finansal dolandırıcılık gibi geniş çaplı bir örgütlenmeye sahip olduğunu gösteriyor.

Bu görsel, duruşma salonunda tutuklu sanıkların ve mahkeme heyetinin bir arada olduğu anı yansıtıyor.
Davada ilerleyen süreçte, hâkimlerin ve savcıların alacağı kararların, hem sağlık sektöründeki denetim mekanizmalarını hem de örgütlü suçlarla mücadele stratejilerini önemli ölçüde şekillendireceği öngörülüyor. Kamuoyu, özellikle anne ve bebek sağlığının korunması konusundaki titizliğin artırılmasını talep ederken, yargı sürecinin şeffaf ve hızlı bir şekilde ilerlemesi bekleniyor.