
FATİH Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi senato toplantısında YÖK Başkanı Erol Özvar, “Üniversite eğitim süresini kredi kaybı olmadan, aynı ders saatleri ve öğrenim çıktıları çerçevesinde kısaltmayı planlıyoruz” dedi. Bu çerçevede 8 sömestirlik programın 4 seneye değil, 3 seneye tamamlanabileceği bir model üzerinde çalışmalar sürdürüldüğü belirtildi.

YÖK Başkanı Özvar, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin Topkapı kampüsünü gezdi, rektör Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile bir dizi stratejik konu üzerine görüş alışverişinde bulundu. Ziyaret sırasında Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi grafik tasarım bölümü öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı, video sanatı ve poster sergileri incelendi. Ayrıca Laboratuvar ve Atölye ziyaretleri yapıldı ve üniversitenin araştırma altyapısının güçlendirilmesi üzerine öneriler sunuldu.
Özvar, “Bu model, dünyada birçok ülkenin başarıyla uyguladığı bir modeldir” ifadeleriyle, kredi ve ders saatleri aynı kalırken, üçüncü bir sömestr ekleyerek öğrencilerin üç yılda mezun olmalarını sağlayacak bir sistemden bahsetti. Modelin maliyet tasarrufu yaratacağı, öğrencilerin iş hayatına daha erken atılacağı ve “daha az eğitim” yanılgısının olmadığı vurgulandı. Yeni düzenlemenin 2026-2027 akademik yılı içinde yürürlüğe girmesi hedefleniyor.
YÖK, ikinci öğretim programlarını tamamen kaldırdı ve bu boşluğu yeni modelle dolduracak şekilde yeniden yapılandırıyor. Zayıflayan programların sistem dışına çıkarılması, kontenjanların yeniden düzenlenmesi ve yapay zeka temelli yeni bölümlerin açılması planlanıyor. Hukuk, diş hekimliği, eczacılık, mimarlık, eğitim ve psikoloji gibi alanlarda kontenjan düzenlemeleri yapılacağı duyuruldu.
Mesleki programlarda staj sürelerinin en az bir sömestr olmasının gerektiği vurgulandı. Özvar, “Uygulama ağırlıklı programların teorik derslerle doldurulmaması, öğrencilerin beceri ve yetkinlik kazanması için uzun vadeli stajların zorunlu kılınması gerekir” diye ekledi. Ön lisansta 3+1 veya 2+2 modellerine geçişin destekleneceği, böylece teorik‑pratik dengesinin güçleneceği ifade edildi.
Özvar, 2030 hedefleri doğrultusunda “Türk Yüksek Öğretim Vizyonu” çerçevesinde tüm üniversitelerle tam istişare içinde çalışıldığını belirtti. Kısa sürede mezuniyet, mali tasarruf ve nitelikli iş gücü üretimi gibi faydaların yanı sıra, yükseköğretimde kalite ve rekabetin artması öngörülüyor. Yeni modelin hayata geçirilmesiyle birlikte, Türkiye’nin eğitim sisteminin küresel standartlara daha yakın bir konuma gelmesi bekleniyor.