Yunanistan’da çiftçilerin yürüttüğü gösteri ve grev eylemleri, özellikle İpsala Sınır Kapısı üzerinden geçen Türkiye‑Avrupa ticaret akışını kesintiye uğrattı. Yıl sonuna yaklaşılması ve Avrupa’da birçok işletmenin Noel tatiline hazırlanmasıyla birlikte ihracat trafiği hız kazanırken, tır sürücüleri zamanla yarışmak zorunda kaldı. Ancak Yunan çiftçi protestoları nedeniyle İpsala’da geçişler neredeyse durma noktasına geldi ve tırlar Kapıkule ve Hamzabeyli kapılarına yönlendirildi. Bu yönlendirme ise iki kapıda da beklenmedik yoğunluklar yarattı.
Alternatif rota üzerinden Türkiye’ye ulaşmaya çalışan sürücüler ise Bulgaristan’ın Harmanlı kasabasına kadar uzanan 32 kilometrelik tır kuyruğu ile karşılaştı. Bu kuyruk, sürücüler için “çileye dönüştü” ve 3 güne kadar uzayan bekleme süreleriyle lojistik maliyetleri artırdı.

Park alanları tamamen dolmuş, bazı tır parklarında binin üzerinde araç birikmişti. Sürücüler, yol kenarındaki dinlenme tesislerinin yetersiz kaldığını ve günlük çalışma saatleri limitlerine yaklaşarak zorlandıklarını belirtti.
Almanya’dan dönen tır sürücüsü Turgay Köroğlu, “20 kilometreden sıraya girdik, 15 saatte tır parkına girdik, 12 saat içeride bekledik” diyerek yaşadığı sıkıntıyı anlattı. Ahmet Demir ise “24 kilometrelik sırada bekledim, toplam 24 saat bekledim” şeklinde açıklama yaparak mesleğin zorluklarını vurguladı. Diğer sürücüler İbrahim Kerim, Mehmet Soysal, Kamuran Sığı ve Levent Kaçar da benzer uzun bekleme sürelerinden şikayet etti; bazıları 2,5 güne kadar süren beklemelerle karşılaştı.
Uzun süredir direksiyon başında bekleyen sürücüler, Yunanistan’daki grevin sadece Türkiye’nin ihracatını değil, tüm bölgenin ticaret akışını felç ettiğini belirtti. “Eylemler dış ticareti felce uğrattı” ifadesi, lojistik firmalarının taşıma planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan diğer sınır kapıları olan Kapıkule ve Hamzabeyli’de de kısıtlı kapasite ve yetersiz altyapı sorunları gün yüzüne çıktı.
Uzmanlar, bu tür sınır krizlerinin alternatif lojistik rotalarının geliştirilmesi, elektronik belge sistemlerinin yaygınlaştırılması ve çoklu sınır kapılarının eş zamanlı olarak aktif tutulması ile azaltılabileceğini vurguluyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin “Tedarik Zinciri Dayanıklılığı” çerçevesinde yeni düzenlemeler getirmesi, bölgesel ticaret akışının daha stabil hâle gelmesine yardımcı olabilir.
Sonuç olarak, Yunan grevi Türkiye‑Avrupa ticaretinde bir kırılma noktası oluşturmuş ve hem sürücüler hem de ihracatçılar için ciddi zaman ve maliyet kayıplarına neden olmuştur. Bu durum, sınır güvenliği ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor.