Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özgül, 2025‑26 döneminde 374 bin 17 kişinin yurt başvurusunda bulunduğunu belirtti. Bu başvuruların %97’si yerleşmiş, geriye kalan 15 bin kişi ise “yeni kapasite artırımı” kapsamında değerlendirilecek.

Özgül, 1 mil 2 bin yataklık bir kapasite sunulduğunu, bu rakamın dünya çapında eşsiz olduğunu vurguladı. Deprem sonrası 41 bin yatak kapatıldı ve yerine yangın, deprem ve yangın güvenliği standartlarına uygun yeni binalar inşa ediliyor. Yeni yurtlar 4 kişilik odalar, banyo, tuvalet, mini buz dolabı ve yanmaz özellikli yatak gibi donanımlarla hizmet verecek.
Yurtların %70’i dezavantajlı gruplara tahsis edilmiş durumda. 630 yurt müdürlüğünde 2 bin 849 engelli öğrenciye hizmet verilebilecek kapasite bulunuyor; şu an 2 bin 478 öğrenci barınıyor ve 400 boş oda engelli öğrencilere açılmaya hazır. Ayrıca 18 bin 70 kız ve 10 bin erkek öğrenci toplam 28 bin 779 öğrenci barınıyor. “Pozitif ayrımcılık” kapsamında kız öğrencilerin %23’ü, erkeklerin %13’ü ücretsiz barınma hakkına sahip.
Yıllık iki kez yapılan denetimler sonucunda 16 bin 843 kurum incelendi; 2025 yılında 1 bin 679 kurum bizzat denetlendi. Denetimler deprem, yangın ve ruhsat gibi kritik kriterleri kapsıyor ve kapatılan yurtlar, asgari ücret kesintileri ve para cezaları gibi yaptırımlar uygulanıyor.
Özgül, “Yalnız Değilsiniz”, “Tecrübeye Kulak Ver” ve “Hayata Renk Kat” gibi projelerle binlerce öğrencinin akademik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını söyledi. “Eğitim Gönüllüleri” kapsamında 7 bin 900 öğrenci etüt çalışması ve okul onarımına katılıyor. Ayrıca “Şifa Oyuncakları” projesiyle hastane çocuklarına oyuncak üretimi yapılıyor.
Türkler ve Akraba Toplulukları Dairesi Başkanı Mustafa Yakupoğlu, Türkiye’nin 7. ülke olarak 337 bin uluslararası öğrenci barındırdığını ve 2028‑2030 hedefleriyle 1 milyon öğrenci hedeflediğini belirtti. Türkiye Bursu kapsamında 15 bin öğrenci burslu olarak eğitim görüyor; her yıl 5 bin yeni öğrenci bu programa katılıyor.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı temsilcisi Fatih Nişancı, Avrupa’da başörtülü çalışanların hâlâ “işe alınamama” sorunu yaşadığını, Almanya, Fransa, İsviçre ve Hollanda’da yasak ve uygulama farklılıklarını örnek verdi. Bu durumun göçmen politikaları ve eğitim sistemindeki ayrımcılık risklerini artırdığını vurguladı.