Hızır Bey Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Öğrenci Yurdu, “Ninemin Tarifleri” adıyla düzenlediği atölye ile üniversite öğrencilerine sadece bir yemek deneyimi sunmakla kalmadı, aynı zamanda Eskişehir’in zengin gastronomi tarihine bir pencere açtı. Bu proje, Eskişehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün gençlerin sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlama hedefi doğrultusunda yürüttüğü bir dizi yerel kalkınma programının parçası olarak hayata geçirildi.

Yurtta kalan dört öğrenci, usta şeflerin rehberliğinde üç ayrı Eskişehir klasiğini hazırladı:
1. Kuzu Sorpa Çorbası – 18. yüzyılın sonlarında Tatar göçmenlerinin Anadolu’ya getirdiği bu çorba, dana veya kuzu eti, buğday unu ve yoğurtla zenginleştirilmiş bir terbiye ile hazırlanır.
2. Balaban Köftesi – 1930’lu yıllardan beri Eskişehir mutfağının vazgeçilmezlerinden olan bu köfte, ince bulgur, kıyma ve baharatların buluşmasıyla ortaya çıkar ve genellikle yoğurtlu sos eşliğinde servis edilir.
3. Coğrafi İşaretli Kabak Tatlısı – Kızılinler Mahallesi’nde yetişen özel bir balkabağının şeker, tarçın ve cevizle birleşmesiyle yapılan, yerel üreticiler tarafından coğrafi işaret tescilli bir tatlıdır.
“Eskişehir’in yöresel yemeği olduğunu bilmiyordum, etkinlikte öğrenmiş oldum” diyen Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Esmanur Demirhan, bu üç yemeğin hem damak tadına hem de kültürel bağlamına hayran kaldığını belirtti. Demirhan, özellikle sorpa çorbasının Doğu Anadolu mutfağındaki benzerliği ve balaban köftenin kendi bölgesindeki Kürt köftesiyle ortak yönleri olduğunu vurguladı. Ayrıca, yeni arkadaşlarla tanışma ve sosyal ağını genişletme fırsatı bulduğunu da sözlerine ekledi.
“Projemizin adı, ‘Ninemin Tarifleri'” ifadesiyle, Hızırbey Yurt Müdürlüğü Eğitim Sorumlusu Şeyma Yenioğlu, bu tür atölyelerin öğrencilere kendi kültürlerini keşfetme, başka kültürlerle kıyaslama ve mutfak becerilerini geliştirme imkânı sunduğunu açıkladı. Yenioğlu, projeye katılan öğrencilerin bazen uyum sağlamakta zorlandığını, ancak benzer yemeklerin kendi yörelerinde de bulunması sayesinde bu sürecin kolaylaştığını dile getirdi.
Diyetisyen Zeynep Gölcük ise atölyenin beslenme değerine de değinerek, balaban köftenin protein açısından zengin, çorbanın terbiyesinin de et ve yoğurt sayesinde protein içerdiğini, kabak tatlısının ise şeker oranının kontrol altında tutulduğunu belirtti. Gölcük, bu tür etkinliklerin öğrencilerin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını geliştirmede kritik bir rol oynadığını vurguladı.
Etkinlik, KYK yurtları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle kültürel mirası genç nesillere aktarabilmenin bir örneği olarak öne çıktı. Yetkililer, benzer temalı atölyelerin diğer illerde de düzenlenerek üniversite kampüslerinde bir kültür köprüsü oluşturulmasını planladıklarını ifade ettiler. Ayrıca, bu tür projelerin öğrenci motivasyonunu artırdığı, sosyal izolasyonu azalttığı ve yerel ekonomiye (örneğin, coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına) katkı sağladığı bildirildi.
Yöresel yemeklerin hazırlanışı, sadece bir mutfak aktivitesi olmaktan çıkıp, tarih, coğrafya ve sosyal bağlamın iç içe geçtiği bir öğrenme deneyimine dönüştü. “Ninemin Tarifleri” atölyesi, Eskişehir’in lezzet haritasını genç zihinlerde yeniden canlandırarak, geleceğin mutfak liderlerine ilham vermeye devam edecek.