
Gaziantep Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Faik Ö., Eyüp Ö., Bülent B., Nejdet A., Mehmet A., Oktay A., Ömer Ş., Coşkun Ş. ve avukatları, ayrıca maktul avukatları ve maktul aile yakınları katıldı. Mahkeme heyeti olayın bütüncül bir değerlendirmesini talep ederken, savcı da yeni bilirkişi raporu talebinin dosyaya eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Mahkeme, Hasan Hüseyin S. ve Abdullah Devrim S. adlı iki firari sanığın haklarındaki yakalama kararlarının, her biri için 10 milyon TL güvence bedeli yatırılması şartıyla kaldırılmasına karar verdi. Bu karar, savcının “güvence bedeliyle haklarındaki yakalama kararının kaldırılması yönündeki talebinin reddedilmesine” ilişkin talebinin bir kısmının kabul edildiği anlamına geliyor. Diğer sanıkların mevcut tutuklu durumları ise aynı şekilde devam etti ve duruşma eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi.
19 Temmuz 2024 tarihinde Nizip Ağır Ceza Mahkemesi, mühendis sanık Yılmaz Şahin Yurtyapan için “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası, Faik Ö. ve kardeşi Eyüp Ö. ile Nejdet A. hakkında ise delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı vermişti. Ancak, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını inceleyerek, “kolon kesilmesi” iddiası üzerine yeni bir iddianame hazırlanması gerektiğini belirtti ve tüm dosyaların birleştirilerek birlikte yargılanmasını şart koştu.
Bu yeni düzenleme, davanın kapsamını genişleterek, depremin ardından çökme nedenlerinin teknik ve inşaat hatalarıyla birlikte incelenmesini sağlayacak. Savcı, “Tüm delillerin bir arada değerlendirilmesi, adil bir yargılama sürecinin teminatıdır” diyerek kararın gerekçesini yineledi.
Maktul aile yakınları, duruşma sırasında en ağır cezanın verilmesini talep ederek duygularını dile getirdiler. “Kaybettiğimiz 51 hayat için sorumluların tam bir hesap vermesi gerekir,” şeklindeki ifadeleri, kamuoyunda geniş yankı buldu. Öte yandan, sanık avukatları ise “Suçsuzluk iddialarımız değişmemiştir. Güvence bedeli bir prosedürdür, suçluluğu kanıtlamaz,” şeklinde savunmalarını sürdürdüler.
Türkiye’de yakalama kararları, sanığın kaçma riskinin yüksek olduğu durumlarda uygulanır ve mahkeme, güvence bedeli ödenmesiyle bu kararları kaldırabilir. Bu uygulama, hem sanığın haklarını koruma hem de adli süreçte gecikmeleri önleme amacı taşır. Uzmanlar, 10 milyon TL tutarının “yüksek bir meblağ olduğu, ancak davanın ciddiyeti ve kamuoyunun ilgisi göz önüne alındığında makul bir seviyede” olduğunu belirtiyor.
Mahkeme, eksik belgelerin tamamlanması ve yeni bilirkişi raporunun sunulması şartıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Bu süreç, davanın nihai sonucunun hâlâ belirsiz olduğu, ancak yakalama kararlarının kaldırılmasıyla sanıkların serbest kalma imkanının doğduğu anlamına geliyor. Dava, hem depremlerin ardından yapı güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirecek ve benzer olayların önlenmesi için yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.